30 Mart 2011 Çarşamba

Hazırlık Maçı | Galatasaray Cafe Crown 81 - Olin Edirne 46


Lig dışında başarı kovalayacağımız bir kulvar kalmayınca, araya bu denli iyi basketbol oynayan ekipler ile hazırlık maçları yapmanın pozitif etkisi büyük olur. Nitekim maçı izleyemediğimiz halde, istatistik bilgilerinden yola çıkarak takımın son 3 haftadır sergilediği kötü tabloya adeta tepki verdiğini görüyoruz. Maçın genel istatistikleri yok ancak ikinci periyot hariç diğer periyotların sonuçları oldukça çarpıcı. 

1. ÇEYREK : 21 - 15
2. ÇEYREK : 11 - 8
3. ÇEYREK : 21 - 10
4. ÇEYREK : 28 - 13

Josh Shipp: (22’, 10 sayı, 2 ribaund, 5 asist, 2 top çalma, 4/6 şut)
Jerry Johnson: (21’, 8 sayı, 4 ribaund, 1 asist, 2 top kaybı, 3/8 şut)
Melih Mahmutoğlu: (10’, 12 sayı, 1 asist, 4/5 şut)
Göksenin Köksal: (8’, 0 sayı, 0/1 şut)
Caner Topaloğlu: (9’, 2 sayı, 2 ribaund, 1 asist, 2 top kaybı, 0/0 şut)
Preston Shumpert: (18’, 13 sayı, 6 ribaund, 3 asist, 4 top çalma, 6/8 şut)
Tutku Açık: (22’, 7 sayı, 2 ribaund, 5 asist, 1 top kaybı, 3/4 şut)
Luksa Andric: (17’, 4 sayı, 4 ribaund, 2 asist, 2 top çalma, 4 top kaybı, 1 blok, 2/3 şut)
Radoslav Rancik: (21’, 8 sayı, 4 ribaund, 1 asist, 2 top kaybı, 3/6 şut)
Haluk Yıldırım: (11’, 0 sayı, 1 ribaund, 1 asist, 1 top kaybı, 0/2 şut)
Evren Büker: (18’, 4 sayı, 3 ribaund, 1 top çalma, 1 top kaybı, 2/5 şut)
Ermal Kurtoğlu: (21’, 11 sayı, 3 ribaund, 2 asist, 2 top çalma, 2 top kaybı, 5/7 şut)
Doğukan Sönmez: (2’, 2 sayı, 3 ribaund, 1/1 şut)

28 Mart 2011 Pazartesi

Yarı Finaldeyiz! | Mersin Bşb 54 - Galatasaray MP 101


Maçın başından sonuna kadar üstün olan takımımız, bu seneki en yüksek skoru ve farkı elde ettiği maçta, şampiyonluğu ne kadar istediğini bir kez daha gösterdi. Seriyi 3-0'a getirerek yarı finale ismini yazdıran takımımızın rakibi Panküp Kayseri Şeker oldu. Hiç süre kaybetmeden rakibini geçmemiz ve bu maçta rotasyonda en önemli görevlere sahip oyuncularımızı dinlendirmemiz çok iyi bir avantaj.

Canlı yayını olmayan karşılaşmada, istatistik bilgileri üzerinden görülenleri özetlemek gerekirse ;

* Sakatlığı bulunan Tuğba Palazoğlu hariç bütün isimler süre buldu.
* Sadece ilk çeyreğin 6 dakikasında süre bulan Işıl Alben hariç bütün isimler skor katkısı sağladı.
* Balım Akbulak dışındaki bütün isimler 2 veya daha fazla saha içi isabeti sağladı.
* Bulduğumuz 43 basketin 24'ü asist üzerinden geldi.
* 16'sı hücum olmak üzere 48 ribaund toplayan takımımız, 7 top çaldığı karşılaşmada 12 kez de top kaybı yaptı.
* 6 ismin çift haneler çıktığı maçta Doneeka Hodges 22 sayı ile sahanın en skorer ismi olmayı başardı.

Lig lideri ve Türkiye Kupası sahibi Galatasaray MP, güven kazanmış görüntüsüyle rakip tanımıyor. Tamika'dan sonra sadece Tarsus'a kaybeden - ki o maçta da Tamika'nın yokluğunun altını çizmek gerekir - takımımız, şampiyonluk yolunda emin adımlar ile ilerliyor..

Tuğba Palazoğlu: (00:00, 0/0 şut)
Doneeka Hodges: (30:00, 22 sayı, 3 ribaund, 5 asist, 4 top kaybı, 3 blok, 9/13 şut)
Bahar Çağlar: (27:13, 15 sayı, 7 ribaund, 2 asist, 1 top çalma, 6/9 şut)
Işıl Alben: (06:06, 0 sayı, 2 ribaund, 2 asist, 0/2 şut)
Gülşah Gümüşay: (23:11, 11 sayı, 3 ribaund, 2 asist, 2 top çalma, 1 top kaybı, 4/7 şut)
Balım Akbulak: (15:08, 2 sayı, 1 ribaund, 1 asist, 1 top çalma, 4 top kaybı, 1/6 şut)
Nihan Anaz: (21:05, 13 sayı, 2 ribaund, 2 asist, 6/7 şut)
Tamika Catchings: (16:08, 5 sayı, 3 ribaund, 3 asist, 2 top çalma, 1 top kaybı, 2/4 şut)
Melisa Can: (26:39, 9 sayı, 9 ribaund, 1 asist, 1 top kaybı, 4/8 şut)
Seimone Augustus: (24:30, 13 sayı, 8 ribaund, 6 asist, 1 top kaybı, 6/12 şut)
Sylvia Fowles: (10:00, 11 sayı, 5 ribaund, 1 top çalma, 5/7 şut)

İşi Erken Bitirelim


28 Mart 17:30 / Edip Buran SS @ Mersin Bşb. 

3 gün önce rakibini mağlup ederek seride 2-0 öne fırlayan takımımız, bugün seriyi bitirmek için sahaya çıkıyor. Gidilecek yolun uzun olmasından dolayı, seriyi erkenden bitirip önümüze dinlenme fırsatı açabilmek kritik. Takımımızın cuma günü oyunun iki yönünde de rakibe ağır bastığı bir gerçek. İşi uzatmak istemeyeceklerdir, kazanacaklarından eminim. Yarı final öncesi, takımımıza sonsuz başarılar.. 

Not : TKBL Playoff mücadelesinin de yayını olması nasıl bir rezilliktir, sizlere bırakıyorum.

Uzun Süreç, Yaşanılacak Mağlubiyetler | Banvit 75-67 Galatasaray CC

Öncelikle yazıyı biraz geç girdiğim için herkesten özür dilerim. Cumartesi gününü tamamen pankarta adayıp, ardından Pazar sabahı Bandırma'ya çok erkenden yola çıkınca yazmak için zaman kalmadı maalesef.

İlk olarak pankarttan bahsetmek lazım. Gerçekten büyük emeğin yattığı, sene başından beri gördüğümüz mutluluklara bir nebze olsun teşekkürümüzü etmek için GSBasket imzalı bir pankart ortaya çıktı. Bu sene yaptığımız savunmaya dem vurarak koç Oktay Mahmuti'yi yüceltmeye çalıştık elimizden geldiği kadarıyla, dilerim gereken ilgiyi görmüştür. Tekrardan pankartta emeği geçen herkese binlerce kez teşekkürler. Ayrıca not olarak da eklemek isterim, pankart olarak bu daha başlangıç, devamı çok güzel bir şekilde gelecek kısmetse.


Banvit maçına gelmeden önce, son iki maçımızı hatırlamaya çalışalım. Son saniyede Haluk Yıldırım'ın elinden gelen üçlükle kazandığımız Mersin maçı ve hücum gücümüzün baya altında kalarak Telekom karşısındaki oyunumuz. İki maçın da ortak yanı, takımın Efes Pilsen karşılaşmasında gösterdiği etkili performanstan uzak oluşuydu. Nitekim bu kötü çizginin devamı Banvit deplasmanında da sürdü. Oyunun iki alanında da gösterdiğimiz bu düşüş, önemi bu kadar ortada olan maçta sonuca direk etki etti elbette. Hücum anlamında kötü olduğumuzu kabul ederek savunmadaki çizgimizi devam ettirmemiz beklenendi. Ancak dün özellikle ilk yarıda neredeyse hiç kaçırmayan Banvit hücumlarına şahit olduk. Çoğunluğunun da pota altından gelmesi, ilerleyen dönemlerde üstünde durmamız gereken en kritik nokta. Nitekim dün en sıkıntı çektiğimiz yer olan boyalı alandan yaklaşık 40 sayı yedik ki bu rakam oldukça ciddi savunmamız adına.

Hücum tarafını ele aldığımızda, kontrolü yitirerek tercih yaptığımız bir gerçek. Yaptığımız 15 top kaybı bunun net göstergesi. Bu kontrolsüzlüğün sebebini oyuncu özeline inerek açıklarsak, karşımıza tek isim çıkıyor, Jerry Johnson. 27:18 dakika saha kalan, 4/9 ile 10 sayı - 2 asist - 4 ribaund - 6 top kaybı yapan oyuncumuz, dün sahanın bizim adımıza en kötü ismiydi bana kalırsa. Bu olumsuz etkiyi arttıran faktör, elbette dümenin başında olan ismi olması. Pas ve ikili oyunlara dayalı hücum düzenimize, temponun gelmesiyle birlikte çok basit top kayıpları yaşadık. İstatistik kağıdında yazan 6 top kaybı, ancak saha içinde daha fazla topa etki eden bir isimdi Johnson. Evet takıma gelirken penetre gücümüzü arttırması amacı büyüktü, ancak kontrolü kaybederek yaptığı bu penetre tercihleri bize hiç bir şey kazandırmaz.

Bu kötü tabloya rağmen, ilk yarıda 16 sayıya çıkan farkı bir ara 5 sayıya kadar indirdik. Hatta herkes hatırlar, Preston Shumpert'ın eline gelen fırsatı değerlendirseydi fark 2'ye inmiş, momentumu da tamamen elimize geçirecektik. Maalesef başarılı olamadı ve devamında gelen Lance Williams'ın basket faulü maçı bitiren pozisyondu. İlerleyen maçlarımızı ve Playoff sahnesini düşündüğümüzde, üzerinden bir çok dersi çıkarabileceğimiz bir karşılaşma. Hücumda kontrolü elden kaybedişimiz, sayı olarak sıkıntı yaşadığımızda ortaya Tutku'dan başka çıkacak oyuncu eksikliği, savunmada çizgimizin müthiş uzağında kalarak izin verdiğimiz kolay sayılar..

Dünün parke içerisindeki en sevindirici yönü, ilk maçta elde ettiğimiz 9 sayılık avantajı koruyarak 2.liği kaybetmememizdi kesinlikle. 3 maçtır devam eden kötü oyunumuz var. Fenerbahçe - Beşiktaş - Olin maçlarına girmeden önce de, Aliağa - Bornova - Oyak maçları var. Toparlanmak için fikstür açısından güzel üç maç var önümüzde. Dilerim ki koç Oktay Mahmuti, gerekli dersleri çıkararak alıştığımız performansı yeniden gösterir bizlere.

Josh Shipp: (23:43, 2 sayı, 2 ribaund, 2 asist, 1 top çalma, 1/4 şut)
Jerry Johnson: (27:08, 10 sayı, 4 ribaund, 2 asist, 1 top çalma, 6 top kaybı, 4/9 şut)
Melih Mahmutoğlu: (00:00, 0/0 şut)
Caner Topaloğlu: (10:14, 0 sayı, 2 ribaund, 1 top kaybı, 0/1 şut)
Preston Shumpert: (26:45, 10 sayı, 4 ribaund, 1 asist, 2 top kaybı, 3/9 şut)
Tutku Açık: (30:15, 16 sayı, 4 ribaund, 4 asist, 2 top kaybı, 6/9 şut)
Luksa Andric: (17:05, 12 sayı, 5 ribaund, 1 asist, 1 top çalma, 1 top kaybı, 5/9 şut)
Radoslav Rancik: (13:15, 0 sayı, 3 ribaund, 0/2 şut)
Haluk Yıldırım: (17:00, 3 sayı, 1 ribaund, 1 asist, 1 top kaybı, 1/3 şut)
Evren Büker: (11:40, 2 sayı, 1 ribaund, 1 asist, 1 top kaybı, 1/3 şut)
Sertaç Şanlı: (00:00, 0/0 şut)
Ermal Kurtoğlu: (22:55, 12 sayı, 4 ribaund, 1 asist, 1 top çalma, 1 top kaybı, 5/9 şut)

25 Mart 2011 Cuma

İlk Adım Atıldı | 2-0


İlk maç, ilk adım. Son yıllarda en iddialı girdiğimiz Playoff yürüyüşüne rahat bir başlangıç yaptık. Maçın baştan sona üstünlüğünü elinde bulunduran takımımız, oyun temposunu istediği gibi ayarlayarak sonuca gitmeyi başardı. İlk yarıda daha etkili olan takımımızda oyuna giren tüm oyuncular sayı buldu. Sakatlığından dolayı Tuğba Palazoğlu ve rotasyonda kendisine sıra gelmeyen Gözde Yürük ise maça dahil olamayan isimlerdi.

Maçın giriş bölümündeki hücum tempomuz ve savunmada gösterdiğimiz baskı, zorluk seviyesinin bir anda aşağıya çekilmesini sağladı. Elimize aldığımız kontrolü kaybetmemek önemliydi. Zira lige dönüp Mersin ile iki maçımızı hatırladığımızda, oyun olarak öne fırlayan takımımızın momentumu çabuk kaybedip rakibini oyuna ortak ettiği zihnimiz canlanıyor. Bu kontrolü elde bulundururken savunmadaki sertliğin yitirilmemesi en önemli noktaydı kesinlikle. Baskıyı öne çıkartarak uyguladığımız alan savunmasının rakip hücumlarına sekte vurduğu gerçek. ( 2/11 üçlük yüzdeleri )

Oyunun hücum tarafında, Tamika'dan sonra kendi güvenini kazanmış ve tempoyu istediği gibi ayarlayabilen çizgisini devam ettirdi takımımız. Özellikle rakibin alan savunması denediği anlarda boş oyuncuyu mutlaka bulmamızın pozitif etkisi büyük. Bugün bu yardımlaşmanın üst sınırlarını ilk yarıda gördüğümüzü düşünüyorum. Işıl - Seimone - Doneeka üçlüsüyle dış atışlardan bir çok sayı kazandık. Takım genelinde ise yakaladığımız 8/19 üçlük yüzdesi, geride bıraktığımız dönemleri hatırlayınca müthiş pozitif kesinlikle.

Teknik anlamda fazlaca üstünde duracağımız bir gün değildi açıkçası. Takımımızın kazandığı güven her saniye gözümüze çarpıyor. Bu güven duygusu, şampiyonluk yolunda en büyük yardımcımız olacak. Nitekim sezonun geride bıraktığımız günlerini düşününce, kendisine güvenmeyen takımımızın nasıl performans sergilediğini hep beraber gördük. Bu istikrarın devam edeceğini umuyor, istiyoruz.

Bugün değinmeden geçmek olmaz, Sylvia'nın smaç denediği bir pozisyon vardı. Orada deneme başarılı olsaydı sanırım salon yıkılacaktı, içindeki 1500 kişiyle. Olmadı maalesef, ancak bu enerjinin bizlere yansıması önemli derecede oldu. Bu denemeydi diyelim, daha çok maç var önümüzde. :)

Son söz de taraftara olsun, takım şampiyonluğa yürüyor, evet bugün cuma ama salonda 1500 kişi olmasının bir açıklaması olamaz. Şimdilik burada bırakalım, daha bir çok maç var telafi edebilmemiz için.

Tuğba Palazoğlu 
Doneeka Hodges ( 20:16, 9 sayı - 1 ribaund - 1 asist - 2 top kaybı, 3/7 şut )
Gözde Yürük 
Bahar Çağlar ( 26:35, 8 sayı - 9 ribaund - 2 top çalma, 3/9 şut )
Işıl Alben ( 19:44, 6 sayı - 3 asist - 1 ribaund - 3 top kaybı, 2/3 şut )
Gülşah Gümüşay ( 17:10, 2 sayı - 3 ribaund - 1 top çalma, 1/4 şut )
Nihan Anaz ( 15:38, 2 sayı - 1 ribaund - 1 top kaybı, 1/4 şut )
Tamika Catchings ( 19:03, 11 sayı - 6 ribaund - 6 asist - 1 top çalma - 1 top kaybı, 4/5 şut )
Melisa Can ( 22:00, 4 sayı - 7 ribaund - 2 asist - 1 top çalma - 2 top kaybı - 2 blok, 1/6 şut )
Seimone Augustus ( 28:09, 14 sayı - 6 ribaund - 5 asist - 1 top çalma, 6/10 şut )
Sylvia Fowles ( 31:25, 12 sayı - 9 ribaund - 1 asist - 3 top çalma - 5 top kaybı - 1 blok 4/9 şut )

23 Mart 2011 Çarşamba

Şampiyonluk Yürüyüşü Başlıyor!


25 Mart Cuma 19:30 / Abdi İpekçi SS @ Mersin Bşb | GS TV

Sezonu 20 galibiyet - 2 mağlubiyet ile lider tamamlayan Galatasaray MP, Playoff yolundaki ilk maçına Mersin Bşb. karşısında çıkıyor. Ligde rakibini iki kez mağlup eden takımımız, bu nedenle seriye 1-0 önde başlayarak avantajı elde etmiş durumda. 

Başlarında eskiden takımımızda da görev almış Zafer Kalaycıoğlu'nun bulunduğu Mersin Bşb. ligi 8 galibiyet - 14 mağlubiyet ile 8. sırada bitirdi. Galibiyetlerin yalnızca 2'sini deplasmanda alabilen Mersin'de Constance Jinks, maç başına 13.8 ile takımının en skorer ismi. Ribaund kategorisinde Erlana Larkins 10.3 ile, asist kategorisinde ise Tuğçe İnöntepe 2.8 ortalamasıyla öne çıkan isimler.

Normal sezonda iki maçtan da galibiyet ile ayrılsa da Galatasaray, bu maçların bizim adımıza epey zorlu geçtiğinin altını çizmekte fayda var. Özellikle İpekçi'deki mücadelede bulduğumuz 53 sayı, bu sezon ki en düşük skorumuz olarak geçiyor. 

Son yıllardaki en iddialı Playoff yürüyüşümüze başlıyoruz. Saha içerisinde bir kaç adım önde olduğumuz gerçek, konsantrasyon kaybı yaşamadan maçtan galibiyet ile ayrılacağımız açık. Dilerim ki tribünlerdeki sayı, takımın hak ettiğinden daha da fazla olur. Zira yeşil sahalarda hayal kırıklıkları ile geçen bir senede, şampiyonluğa yürüyen takımımıza verilecek destek, futboldakinden daha önemli ve anlamlı kesinlikle.

22 Mart 2011 Salı

Engelsiz Aslanların Şampiyonlar Ligi Maçları Belli Oldu

Şampiyonlar Ligi finallerine katılmak için bir hafta önce oynadığı dört karşılaşmadan da galip ayrılan Engelsiz Aslanların finallerde oynayacağı maçların tarihleri belli oldu. RSC Rollis Zwickau, CD Fundosa Grupo ve CMB Santa Lucia ile aynı gruba düşen Engelsiz Aslanlar maçlarını Zwickau kentinde oynayacak. İşte Engelsiz Aslanlarımızın maç takvimi :

6 Mayıs Cuma
12:30 | RSC Rollis Zwickau - Galatasaray | Salon 1
18:00 | Galatasaray - CMB Santa Lucia | Salon 2

7 Mayıs Cumartesi
08:30 | CD Fundosa Grupo - Galatasaray | Salon 2 

8 Mayıs Pazar
08:00 | Turnuvanın 8. ve 7. olan takımları belirlenecek. | Salon 2
09:00 | Turnuvanın 4. ve 3. olan takımları belirlenecek. | Salon 1
10:15 | Turnuvanın 6. ve 5. olan takımları belirlenecek. | Salon 2
11:15 | Şampiyonluk maçı | Salon 1

21 Mart 2011 Pazartesi

Playoff Öncesi Takımımıza Genel Bakış

Sezona istediği gibi giremeyen, ardından vites büyülten ama hasarı hiç de az olmayan mağlubiyetler alan, sonrasında lideri Tamika Catchings'e kavuştuktan sonra performansını iyice yükselterek sezonu lider bitiren ve Türkiye Kupası'nı müzemize götüren takımımıza, Playoff öncesi oyuncu özelinde ve oyunumuzun iki genel hattını ele alarak bir bakış atalım.

Oyun Kurucular

Işıl Alben : Aynı sakatlığı iki dizinden de yaşamanın ne kadar zor olabileceğini açıklamaya gerek yok. Hafif bir burkulma da bile bir hafta doğru düzgün yürüyemeyen insan yapısı, bağ kopmasını iki kere geçirse, sahalara nasıl dönebileceğini az çok kestirmesi gerekir. Biz bunun yanlışına bariz bir şekilde düştük. Ancak burada tek yanlış bizde değil elbette, bu denli ciddi sakatlık yaşayan oyuncumuzun omzuna ağırlık yüklemek hatanın kendisidir yönetim bazında. Bu yükün omuzlarına bir anda yığılmasıyla kaptanın ilk başlarda ayakta kaldığını söyleyemem. Ancak Tamika geldikten sonra, her oyuncumuzda da olan pozitif etkiyi, eski günlerinden kesit sunan Işıl'da da izliyoruz, büyük mutlulukla. Oyunu kontrol edişi, korkusuzca penetre edişi müthiş rahatlık sağlıyor takımımıza. Bunun net örneğini kupadaki Botaş ve Fenerbahçe maçlarında gördük. Güvenini yeniden kazanmış bir oyuncu artık Işıl, Playoff'ta kendi performansını ve takımı daha ileriye götüreceği açık.

Doneeka Hodges : Ligi tanıması, Avrupa pasaportu sezon öncesi gayet güzel noktalardı Doneeka'ya baktığımızda. Ancak performansının aynı ölçüde olduğunu söylemek zor. Hem kontenjandan dolayı kendisini göstermekte zorlanıyordu, hem de takım olarak çizgimizin baya aşağısında geçirdiğimiz Avrupa sahnesinde ritmini bulamıyordu. Fakat Currie'nin sakatlanmasının ardından daha fazla şans bulan Doneeka, beklentimin üzerinde katkı sağlamaya başladı. Özellikle aklımda yer edinmiş bir Spartak maçı var ki, adeta takımı sırtında taşıyan isimdi. Oyuna kenardan gelerek takıma sağladığı tempo, sorumluluk alması oldukça mühim noktalar. Takımı oynatma konusunda aynı beceriyi göremiyoruz ancak skor açısından önemli bir güç. Bütün bu etmenleri toparladığımızda, Işıl'ın çıktığı sakatlık durumunu da göz önüne getirirsek, Doneeka'nın önemi daha da büyüyor. İlk başlarda iyi gözle bakmadığım bir gerçek ancak son dönemlerde kendisini sahada görmekten mutluluk duyuyorum.

Şutör Oyun Kurucular

Seimone Augustus : Bağ sorununun ardından boşa geçen bir sezon, ardından geçirilen hastalık. Bir sporcu için kolay şeyler değil. Hele ki bu sorunlar, gönüllerimizde adeta taht kuran Seimone'nin başına gelince müthiş üzücü oluyor elbette. Buradan ayağa kalkmakta kolay olmuyor. Sezon başında, oyununu sadece şuta odaklamış bir Seimone izliyorduk. Halbuki bizim tanıdığımız Seimone, yaptığı penetreler ile takıma büyük katkı sağlıyordu. Ancak bu denli tekrarlaması hiç de zor olmayan bir sakatlık geçirdikten sonra aklında tereddüt olmasını doğal karşılıyorum. Zaman geçtikçe eski performansına da yavaş yavaş yaklaştığını söyleyebilirim. Özellikle kupa serüveninde vitesi büyülten bir Seimone izledik. Takımın birinci skor opsiyonu mu, hayır. Ancak takımın genel tablosuna baktığımızda, skor olarak patlama yapabilecek en önemli oyuncu Seimone. Son maçlarda savunmada da iyi işler ortaya koymaya başladı. Tamika'nın gelmesiyle beraber 2 numaraya geçmesi onu büyük rahatlattı kuşkusuz. Fizik avantajını iyi kullanarak takımın gücünü katlıyor.

Tuğba Palazoğlu : Oyuncuların görev tanımı iyi çizilmesi gerekir. Saha içerisinde yapabildiklerinin farkında olan her oyuncu, çizgisini bilerek oynadığında takıma müthiş katkılar sağlar. Tuğba sahaya girdiğinde savunmaya enerji katacak, hücumda da ceza şutlarını değerlendirmesiyle görürsek, takıma katkısı maksimuma çıkacaktır. Fakat bu portrenin dışına çıktığı bir çok maçı da hatırlıyoruz. Kendi kabiliyetlerini ve Ceyhun hocanın direktiflerinin dışına çıkmadığı takdirde, Tuğba benchten iyi verim verecektir.

Nihan Anaz : Kadroda tecrübeli oyuncu bulundurmanın faydası çoktur. Nihan, yılların ona kattığı değerlerle sahada oldukça mühim noktalara katkı yapabiliyor. Özellikle takımın Avrupa sahnesinde oynadığı son maçlarda, kenardan gelerek ayakta kalabilen nadir isimlerden biri oldu. Açıkçası bu sezon ki performanslara baktığımızda, Tuğba'dan çok Nihan'ın sahada kalması gerektiğini düşünüyorum. Hem skor potansiyeli olarak, hem de takımı kontrol altında tutabilme açısından daha olumlu etki bırakabilen bir oyuncu kesinlikle Tuğba'ya nazaran. Yine de bulabileceği sürelerin kısıtlı olacağı gerçek ama kadro derinliğini sağlayan oyuncuların başında geliyor.

Kısa Forvetler


Tamika Catchings : Onu anlatmaya çalışsam, kelimeler yeterli olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Şöyle bir bakıyoruz, geleli daha 6 maç oldu ancak takıma kattığı değer, bir sezonda çıkabileceğimiz seviyeden bile daha yüksek. Takımın lideri olması, yaptığı savunma, hücumda sorumluluk alarak sırtladığı skor potansiyelimiz ve akıl almaz mücadelesi. Hepsini bir arada yapan oyuncu sayısı gerçekten çok az Dünya'da ve bu oyunculardan biri de bizim bünyemizde. Her şeyi bir kenara bıraktığımızda bu şansa sahip olmamızdan bile büyük mutluluk duymalıyız. Taraflı/tarafsız her tarafta artık ''efsane'' statüsüne kavuşan Tamika ile söyleyebileceğim tek cümle var, kadromuzda şampiyonluk yolundaki kaderimize en büyük etkiyi yapacak oyuncumuz.

Gülşah Gümüşay : Genç oyuncumuzdan beklediğim katkı daha fazlaydı açıkçası, ilk başta bunu söylemek istiyorum. Ancak hem sezon başında yaşadığı sakatlık, hem de tecrübe eksiğini bu beklentimin aşağısında kalan performansında büyük etkisi var. Sakatlığını atlattıktan sonra hala fit hale gelebildiğini söylemek güç ancak son maçlarda şut yeteneğini konuşturduğu bir çok pozisyona şahit olduk. Alabileceği süreler aynı Nihan'da olacağı gibi kısıtlı olacaktır ancak karşımızda, bu sene görmeye alışık olduğumuz içeriye gömülen savunmalar oldukça Gülşah'ın önüne bir çok önemli fırsat gelecektir. Bu fırsatları iyi kullanabilecek mi, emin olamıyorum fakat geleceğimizi düşündüğümde üzerine yatırım yapmanın gereği ortaya çıkıyor. Az süre bulacaktır bir çok maçta, konsantrasyonunu aynı çizgide devam ettirirse, herkesin aklında yer edineceği performanslara imzasını atabilecek kapasitede.

Forvetler 


Bahar Çağlar : Geride bıraktığımız koca bir sezon, Avrupa sahnesi ve kupa maceramız var. Bu uzun süreçte, oyununu daha üstlere taşıyabileceğine dair duyduğum en büyük inanç Bahar'a aitti. Bu inancı bu sene görebildiğimi söyleyemeyeceğim üzüntüyle. Kötü oynadığını iddia etmiyorum kesinlikle fakat sahada bugünkü görüntüsünden çok daha etkili bir Bahar görebiliriz. Hem şut özelliği, hem de fiziğiyle birleştirdiği hızı onu muazzam bir oyuncu olma yoluna sürüklüyor. Bu özelliklerini harmanlaması elbette kolay değil. Takımın ivmelendiği bir dönem içerisindeyiz, Bahar'da gittikçe daha iyi oynuyor. Benim inancım, daha iyi bir Bahar görmek. Bu sene bir çok maçta faul problemine çok erken girdi, bunun üzerinde de durmak gerekiyor. Nitekim oldukça canımızı acıtabilir bu detay.

Melisa Can : Geçen senenin sayı kralı olması, devşirme olması gibi etmenler ondan beklenilen katkıların fazlalaşmasına sebep oldu doğal olarak. Ancak Melisa üzerindeki beklentilerimizi doğru belirlemek gerekir. Sezonun başında - herkesin içinde olduğu gibi - iyi oynadığını kimse iddia edemez. Hatta bu olumsuz tablonun aşırı dikkat çektiği maçlar da vardı sezon içerisinde ama son dönemlerimizde bu tablonun 180 derece ters döndüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Gintare'nin kadro dışı kalmasıyla sorumlulukları daha da artan Melisa, kenardan gelerek takıma hem enerji, hem de skor katkısı sağlıyor. Özellikle son kupa maçlarımızda görmeye alıştığımız ikili oyunlardan sonra orta mesafe şutlarını imza haline getirdi. Bütün katkılarını bir kenara koyduğumda benim için en önemli noktası, saha içinde gösterdiği mücadeledir. Şampiyonluk yolunda sürpriz, ama önemli katkılardan birinin Melisa'dan geleceğini düşünüyorum.

Pivot


Sylvia Fowles : Yıllardır pota altında bu kadar güçlü bir oyuncunun eksikliğini fazlasıyla yaşadık. Geride bıraktığımız bu süreçte Sylvia, yılların içimizde bıraktığı eksikliği fazlasıyla doldurdu kesinlikle. Gelişi, takıma uyum sağlaması, Tamika'nın gelişinden sonra maksimum seviye çıkması.. Kısa oyuncularımız tarafından iyi beslendiği takdirde, hiç bir takımın karşısında durabileceğini düşünmüyorum. Bu güveni bize bir çok defa gösterdi Syl. Hücuma geldiğimizde mutlaka ama mutlaka akılda ilk tercih olması gerekiyor. Oyununun yanında, kazanılan kupa sonrası taraftar ile de bütünleşmesi de ayrı bir mutluluk, eklemeden geçmeyelim.


Farkında olanlar, Yasemen ve Gintare'den bahsetmediğimi anlarlar. Bundan sonra kadroda olmayacak iki ismi değerlendirmenin bir mantığı olmazdı elbette. Oyuncu özelinden çıkıp şimdide oyunumuzun iki yönüne bir bakış atalım.

Hücum

Sezonu lider tamamlayan takımımızın hücum performansını, Tamika'dan önce ve Tamika'dan sonra ayırmak doğru olacaktır. Tamika'dan önce hücumda çizgisini sürekli hale getiremeyen, karşısında gördüğü sert savunma karşısında kontrolü çok çabuk kaybedebilen, tercihlerini doğru belirleyemeyen bir takım vardı. Bazı maçlarda iyi ritm tutturarak etkili hücum yaptığımız kaçamayacağımız bir gerçek ancak devamının gelmeyeceğinden çok emindik. Nitekim bir maçı diğer maçına tutmayan, dengesiz bir yapı ortaya çıkmıştı. Bu sorunu en çok da Avrupa sahnesinde gördük. Kadrosunda Seimone ve Sylvia gibi her an skor yapabilecek iki oyuncusu bulunan takım, 50 sayıyı bulmakta zorlanıyordu. Bu kötü tablodan çıkışımız, beklenildiği üzere Tamika hamlesinden sonra oldu. Tamika'nın da kadroya katılmasıyla beraber, doğru hücumlara daha çok başvuran, elindeki Sylvia Fowles gücünü daha fazla hatırlayan, ki burası en önemli nokta kesinlikle, maç oynanırken bizlere bu sezon hiç veremediği güveni gösteren takım ortaya çıktı. Bunun en net örneğini ise F.bahçe maçında gördük. Skorda bir ara 9 sayı geriye düşse de takımımız, geriye döneceğine dair inancı hepimize yerleştirmişti. Nitekim dönüşümüzü de yaptık ve adımızı finale yazdırdık. Bu toparlanan hücum gücünü ise farklı bir noktaya bağlamak istiyorum, mücadele. Yaptığı kötü bir tercihten sonra bile mücadele ederek topu kazanmak için inanılmaz çaba harcıyor takımımız. Bu mücadelenin getirdiği ekstra sayıların ne kadar mühim olduğu son maçlarda da ortaya çıktı.

En doğru tercihimiz, topu pota altına indirmek. Bunun ne kadar doğru olduğunu, Sylvia'ya giden her topu hafızamıza getirerek anlayabiliriz kolaylıkla. Dışarıdan kendi becerisi ile sayıya gidecek oyuncularımız mevcut. Ancak son maçlarla birlikte kazandığımız inatçı özellik, hücum ribaundları ile birlikte müthiş ekstra katkılar sağlıyor hücumumuza.

Savunma


Aynı hücumda olduğu gibi kötü tablonun sezon başında savunmamızda olduğunun da altını çizmek gerekir. Hatta sorunun savunma kısmında daha belirgin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Karşısında iyi değil, vasat çizgi de bir hücum performansına karşı etkin savunma yaptığımızı söyleyemiyoruz başlangıç kısmımız ile ilgili. Ancak sezonun sonlarına doğru mücadele gücü artan ve beraberinde daha etkili savunma yapan takımımız ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Tamika'nın gelişinin ardından mücadele gücü en üst seviyeye çıkan takımımız, rakiplerine karşın net üstünlük kuruyor.

-------------

İlk yazımız Sarayın Sultanlarına ait olacakmış, hayırlı olması dileğiyle. Şampiyonluğun en büyük adayı olan takımımıza Playoff öncesi başarılar diliyorum..

Yükseliyor sesimiz!

16 Mart 2011 Çarşamba

Merhaba

Kendimi tanıtmayı pek fazla beceremem ama başlamak lazım bir yerden. 2 ekim 1992, Almanya doğumluyum. İstanbul'da oturuyorum ve Bahçeşehir Üniversitesinde eğitimimi sürdürmekteyim. Basketbol hayatımın en önemli parçası, çok monoton gelebilir ancak basketbol olmadığında bir şeyler daima eksik gelir bana. Bu sevgimi Galatasaraylılığımla birleştirince, ortaya salonlarda sarı - kırmızı renklere çılgınca gönül vermiş birisi çıktı. :)

Peki nereden geldi bu yazma merakı? Yaklaşık 6 yıl basketbol oynadım, işin bütün inceliklerini öğrenince, Galatasaray'ın her maçının ardından ultrAslan forumunda bir şeyler karalardım. Bu yazılara daha sonra gelen olumlu tepkiler, beni bu yola daha da şevkle devam etmemi sağladı. 3 senedir çeşitli forumlarda fikirlerimi yazdım, ancak bunun yeterli olmayacağına kanaat getirdim. Blog düşüncesi geldi tabii akla ve bunu icraat haline getirmek için epey zamanımı harcadım. Basit bir şeyin olmamasını istiyordum ve hem tasarımı ile hem de içerik kısmı ile sanırım elle tutulur bir şey çıktı gözler önüne. Bu noktada tasarım ile büyük uğraş veren Mert Yılmaz kardeşime büyük teşekkür ediyorum, emeği çok büyük.

Evet biraz zamansız başlıyorum bu işe, nitekim sezonlar daha bitmedi. Ancak beklemenin de bir faydası olmayacaktı. Bugünden itibaren, blog içerisinde üç takımımız ile ilgili bütün haberleri bulabileceksiniz. İlk yazıdan başlayarak, Galatasaray'ın SPOR kulübü olduğunu her saniye deklare edeceğim, dilerim bilinçlerde ufacık da olsa bir yer kaplarım.

Şimdiden yanımda olan dostlarıma, blogda zamanını ayırıp yazılarımı okuyacak kişilere sonsuz teşekkür ederim.

Güzel bir başlangıç olması dileğiyle..
Son Maç:
Olin Edirne 76 - Galatasaray 75

Sıradaki:
7 Mayıs 2011
15:00 / Abdi İpekçi SS
Galatasaray - Antalya Bşb
Son Maç:
Fenerbahçe 91 - Galatasaray 86

Sıradaki:

Son Maç:
Cadbury Kent Engelliler 49 - Galatasaray 80

Sıradaki:
15 Mayıs 2011
Ahmet Cömert SS
Galatasaray - Saran Anadolu
© 2011 Parkede Sarı Kırmızı. Kaynak belirterek ve yazıya link verilerek alıntı yapılabilir.