6 Mayıs 2011 Cuma

Şampiyonlar Ligi Finalleri, İlk Günü Ardından





İlk önce şunu söyleyeyim, bugün oynadığımız iki maçtan mutlaka bir yenilgi alacağımızı düşünüyordum, keza oynadığımız iki ekipte gayet güçlü. Ancak ilk maçta biraz zorlansa da takımımız, ikinci maçta gücünü ortaya koyarak ilk günü kayıpsız atlattı. En güzel haber ise, diğer rakibimiz Fundosa Zwickau’yu yenerek işimize geleni yaptı ve grupta liderliği çok büyük ihtimalle garantiledik.

Bizim en önemli avantajımız, kadromuzun derin olması. Tucek - Matt - Filipski - Mazzi - Özgür - İsmail gibi oyuna direk etki edebilen isimlere sahibiz. Nitekim iki maçta da bütün oyuncularımızdan katkı alarak bu verinin ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu takımımız.

İlk maçta durgun gözüken Matt Scott’ın bu maçta toparlanması bizim adımıza oldukça mühim oldu. 11 sayı - 11 ribaund - 11 asist ile tripple double yaptı Matt ve galibiyette büyük önem taşıdı. İlk onla başlama sebebim, eğer şampiyonluk gelecekse bunda en belirleyici rolün onda olacak olması. Yükselen bir performansı var ilk maça nazaran, daha da iyi oynayacaktır.

İsmail Ar, bu yıl gösterdiği performansla adını çok önemli bir yere yazdırdı. Hemen hemen her maçta 40 dakika sahada kalması, 1 puanlık bir oyuncu olması ve ortaya koyduğu rakamlar tek kelime ile, inanılmaz. Üstelik finaller öncesi elinde bir problemi de bulunuyordu, bunu atlatmış olsa bile ortaya koyduğu mücadele takdire şayan. İki maçta da sahadan hiç çıkmayarak, 29 sayı - 7 ribaund - 4 asist ile katkı verdi, fazla bir şey söyleyemiyorum.

Özgür Gürbulak, yerli rotasyonumuzdaki en önemli parça kuşkusuz. Korkusuz oyunu, büyük yetenekleri ile birleşince ortaya maçın sonucuna direk etki edebilecek bir gücü ortaya çıkartıyor. Son maçta da ikinci yarı oyuna hükmetti resmen. Attığı üçlükler, 11 tane asisti olması vs. Ayrıca altını çizelim, Özgür iki maç sonunda 43 sayı ve 25 asist ile takımda bu kategorilerin başı çekiyor. Sadece 3 dakika dinlenebildiğini de belirtelim bu iki maç sonunda.

Petr Tucek, ilk maçta oyuna sonradan girerek verdiği katkı ile çok önemli rol oynadı bugün. Her zaman söylerim, Petr’ın sahada farklı bir duruşu var, hem kaptan olması, hem de pota altında ortaya koyduğu dominantlık, sahip olduğu gücü ortaya koyuyor. İkinci maçta pek fazla iş düşmedi ancak yarı final ve final karşılaşmalarında büyük iş düşecek kaptana.

Mateusz Filipski, iki günün sonunda Özgür’ün ardından en etkili oyuncu kuşkusuz. Geçen sene bize karşı gösterdiği performansın ardından takıma katılmıştı, aynı performansı devam ettiriyor. Özellikle orta mesafe şutlarının durdurulması imkansıza yakın. Skor sıkıntısı çektiğimiz anlarda yine kalitesini gösterdi, devam aynen.

İşin emek kısmında enerjilerinin tamamını sahaya döken Fikri Gündoğdu ve Volkan Aydeniz’e ne denilse az, yürekleri ile oynuyorlar. Süre şansı bulamayan Ramazan Kahriman, Ömer Gürkan, Murat Yazıcı ve Seyran Orman Kurt isimlerine de tebrikler, kelimeler az kalıyor onlara. Jaime Mazzi’nin üzerinde ilk gün durgunluk vardı. Bu görüntüyü tersine çevirmesi takım adına çok rahatlatıcı olabilir, dilerim bildiğimiz performansına kavuşur.

Başta Sedat İncesu olmak üzere teknik heyetimize de tebrikler, alıştığımız gurur duygusunu bizlere tekrardan yaşatıyorlar.

İki maçta da takıma desteğini esirgemeyen ultrAslan - Avrupa’ya da sonsuz teşekkürler, ayağınıza sağlık. Kupa ile takımımızı buraya gönderecekler inşallah.
 

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Haksızlıklara Karşı Durmak İçin, Abdi İpekçi!



7 Mayıs 15:00 / Abdi İpekçi SS | Galatasaray - Antalya Bşb


Süslü püslü sözler, abartılmış örnekler, gaza getirelim derken sahte duyguları belirtmek vesaire hepsinden nefret ederim. Birazdan kuracağım cümleleri tüm içtenliğimle yazacağım. Ne bir eksik ne de bir fazlası olacak.

Galatasaray erkek basketbol takımının hakkı yeniyor. Sarı - kırmızı renkler için sahada yer alan oyuncular, terlerinin son damlalarına kadar savaşıyorlar, buna her hafta şahit oluyoruz. Keza teknik heyet, büyük bir özveri ile çalışarak, takımımızı iyi yerlere getirmek için uğraş veriyorlar. Bu olayların sonuçlarını bu sene fazlasıyla gördük, tarihimizin en çok galibiyet aldığımız seneyi yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Bütün bu emeğe, mücadeleye, güzelliklere baktığımızda, bunları gölgede bırakacak haksızlığın karşısında bulunuyoruz. Kadın basketbol final serisinde yaşadıklarımız, erkek takımımıza karşı takınılan tutum, hayatında hiç basketbol hakemleri hakkında konuşmayan Oktay Mahmuti’nin açıklaması ardından gelen saçma yazılar vs.Artık ortada tek bir gerçek var ;

Türkiye Basketbol Federasyonu, bizim şampiyon olmamızı engellemek için bütün enerjilerini harcayacak. Peki bizim bu durum karşısında duruşumuz ne olacak? Takımımıza, antrenörümüze nasıl destek olacağız? İşte en güzel fırsat, cumartesi günü Abdi İpekçi’de dosta düşmana gösterilecek destektir. 

Hiç bir zaman, insanların salona gelmesi için kaba söz kullanmadım, kullanmam da. Ancak cumartesi günü, müthiş önemli bir işi olmadığı takdirde salona gelmeyen Galatasaraylı, bizden değildir, çok net. Takımın bu durumuna destek olmak ve ona karşı gösterilen adaletsiz tutuma tepki göstermek, hepimizin boynunun borcu.

Takımımıza ŞAMPİYONLUK yolunda desteklemek için, 

Bizlere karşı gösterilen aşağılık tutuma tepki göstermek için, 

Kötü günde hiç bir zaman takımını yalnız bırakmayan büyük Galatasaray taraftarının gücünü bir kez daha göstermek için, 

Oyuncularımız için, 

Başta OKTAY MAHMUTİ olmak üzere tüm teknik heyet için,

Yüreğimizde büyük aşkınla salona geleceğiz,

Playoff’ta yaşanacakların kısa bir özetini sunacağız!

UĞRAŞMAYIN GALATASARAY’LA, EZİLİRSİNİZ! 

26 Nisan 2011 Salı

Karakter Sınavı, Başarı | 81-73


Güzel bir salon Abdi İpekçi, koltuklar kırmızı, sahaya baskı etmesi kolay, bu sene oluşan sinerji de cabası. Ama bir o kadar da sancılı bir salon Abdi İpekçi. Önemi büyük olan bu salonda gerçekleşen farklı organizasyonlar, maç tarihlerimize denk geldiğinden bizi farklı salonlara, maçlar için kötü tarihlere itiyor. Bir başka örneğini Beşiktaş maçında gördük. Fenerbahçe maçında gösterilen, asla vazgeçmeyen karakterin hakkının ödeneceği karşılaşma, her şeyden önce derbi niteliği taşıyan maç pazartesi gününde oynandı. Salona gelmeden önce, bunun seyirci sayısına büyük sekte vuracağını düşünüyordum. Nitekim düşüncem de biraz olsa da haklı çıktım ama pazartesi günü, salona 6-7 bin civarı bir seyirci gelmesi müthiş bir olay, Galatasaray basketbolu adına.

Kalabalıklığın güzelliği, maç öncesi Türkiye Basketbol Federasyonu'na tepki ile daha da arttı. Isınma hareketlerin de Federasyon aleyhine tezahüratlar ile başlayan tepkiler, maç başladıktan saniyeler sonra açılan pankart ile maksimuma ulaştı. Hakaret bulunmayan, tepkinin son derece doğru bir şekilde konduğu pankart salonda yerini alıyordu, '' Birileri hakemlere bağlamış bel.. Steps yapmadan oyna Turgay Demirel ! ''. Pankartın açılmasıyla tepkiler de aynı oranda katlanıyordu. Ancak Dünya'nın hiç bir yerinde görünmeyen bir şekilde, önce açılan pankart toplatıldı, ardından da '' Federasyon istifa! '' tezahüratına anons yapıldı, iki kere. Bunun açıklaması nedir, bilemiyorum açıkçası. Hükümdarlığı artık kanıtlanmış Turgay Demirel isminin kuklası haline gelmiş hakemler, anonsun asıl nedeni olan küfürün olmadığı bir tezahürata anons yaptırması acizlikten başka bir şey değildir.



Yaşanan olayların tribünlere verdiği ateş, sahaya direk yansıyordu. Mücadele kat sayısı en yüksek noktada başlayan Galatasaray, savunmada kaptığı toplar ile kolay sayılara gitti. Maça bu kadar yüksek tempo ile girmek, ilerleyen dakikalarda dezavantaj yaratacaktı doğal olarak. Nitekim hücumda yüksek yüzde ile başlayan takımımız, aynı çizgisini devam eden bölümde gösteremedi. Buna karşılık, sezon başından beri dış atışların oyun planında önemli bir paya sahip olduğu Beşiktaş, silahını Kemp ile kullanmaya başlayınca, fark bir anda eridi. İkinci çeyreğe de Serkan Erdoğan'ın dış atış isabeti ile iyi giren Beşiktaş, skoru 24-24'te eşitliyordu. Tribünün de, takımının da ateşinin söndüğü dakikalarda ortaya hiç beklenmedik bir isim çıktı, Caner Topaloğlu. Yaptığı savunmayı bizlere alıştıran Caner, takımda baskının üst seviyeye çıktığı anda hücumda sorumluluk alarak art arda iki üçlüğün altına imzasını attı ve takıma çok önemli bir nefes aldırdı. Bu üçlükler ile başlayan seriyi 11-0'a kadar taşıyan takımımız, farkı 13 sayıya kadar çıkarmayı başardı, 40-27.  Bu dakikanın sonrasında hücumda yakaladığı tempodan uzaklaşan Galatasaray, soyunma odasına 10 sayılık fark ile gitti, 46-36.

Üçüncü periyot, takımımızın maç boyunca en etkisiz olduğu bölüm olacaktı. Savunmada dış atışlara engel olmakta zorluk çekmemizin üstüne hücumda sadece Ermal ile hareket etmemiz, ilk önce farkı eritti, ardından da geriye düşmemizi sağladı. Bu bölümde takım aklının, oyun kontrolünün elden gitmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Playoff öncesi hiç iyi bir örnek değildi bu, dersinin çıkarılması da bir o kadar mühim olacaktır takım adına. Son periyot, oyun anlamından öte karakter savaşını da ortaya koyacaktı. 5 gün önce şampiyonluk yolunda en önemli ekibe yenilmiş, kontrolü elde ettiği karşılaşmada 10 dakikalık bölümünde kaybetmiş takımımızın oyuna göstereceği reaksiyon, Playoff öncesi bizlere en net örneği gösterecekti. Final periyotunda önce oyunu dengeleyen takımımız, skoru 62'de eşitledikten sonra gerçek gücünü sahaya yansıttı. Bu gücü sahaya yansıtırken de yine Caner Topaloğlu ismi öne çıkıyordu, bunun vurgusunu özellikle yapmak gerekir. Farkı 7'ye çıkardıktan sonra geldiği faul çizgisinden isabetler ile ayrılan takımımız, sahadan galibiyet ile ayrıldı.

Maçtan sonra klasik Radoslav Rancik üçlüsü, takımın soyunma odasına gitmek istememesi, taraftar ile bütünleşmesi, Oktay Mahmuti isminin hakkının verilmesi, bizlerin tanık olmaktan duyduğu keyfi anlatabilir. Fakat dünün en güzel ve anlamlı hareketi, maçta gösterdiği performans ile takımı galibiyete taşıyan Caner Topaloğlu ismine bağırılır iken, onun takımı göstermesiydi. İşte böyle kenetlenmiş ve düzgün bir takıma sahibiz, her oyuncusu ile.

Dün bir kez daha gurur duydum Galatasaraylılığım ile, bir kez daha şeref duydum bu renklere gönül verdiğimden dolayı. Bu duyguları bize yaşatan bütün bireylere teşekkürler, gerçek Galatasaray gücünü bizlere gösterdikleri için..

24 Nisan 2011 Pazar

Sıralamanın Önemi | Galatasaray - Beşiktaş


25 Nisan 2011 20:00 / Abdi İpekçi SS

Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe Ülker'e yenilen, ikincilik için sağladığı avantajı az da olsa kaybeden Galatasaray Cafe Crown, 28. hafta mücadelesinde Beşiktaş Cola Turka'yı ağırlıyor. Ergin Ataman'ın başına geçmesiyle beraber performansı artan Beşiktaş, maç eksiği ile 6. sırada yer alıyor. Ligin ilk maçında Akatlar'da Beşiktaş'ı mağlup eden takımımız, yarın galibiyet alması halinde olası Playoff eşleşmesine 1-0 önde başlayacak.

Yüksek tempo ile oyununu daha etkili hale getiren Beşiktaş Cola Turka'da takıma sonradan katılan Marcelus Kemp, süre bulduğu 10 karşılaşmada 18.60 sayı ortalaması tutturarak takımın sayı lideri olmayı başardı. Takımın -bana göre- en tehlikeli oyuncusu olan Mire Chatman 5.36 ile asist, bu sene muazzam bir performans sergileyen Andrew Ogilvy ise hem ribaund hem de blok istatistiklerinde başı çekiyor.

Playoff öncesi aynı F.bahçe Ülker maçı gibi bizim için sınav niteliğinde bir karşılaşma olacak. İlk maçta iki farklı görüntü sergilemiştik, sonucunu da galibiyet ile bitirmiştik. Ancak yarınki maçta 40 dakika iyi bir Galatasaray izlemek zorundayız, zira kötü oynadığımız anların uzaması halinde, bunu çok rahat cezalandırabilecek bir takım olacak.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Bir Maçtan Daha Fazlası | F.Ülker - Galatasaray C.C


20 Nisan 20:00 / Sinan Erdem SS 

Şampiyonluk için, olası eşleşmelerde 1-0 önde başlamak için, geçirdiğimiz bu zor günlerde ayakta kalan basketbol branşının şanlı yürüyüşüne devam etmek için, daha 2-3 gün öncesinde kadın takımımıza yapılan haksızlığın diyetini ödemek için, uğruna bu sene sizleri hiç yalnız bırakmayan taraftar için, arman ve forman için oyna bugün Galatasaray'ım. İlk maçta da gösterdin sen bizlere nasıl alt edilebileceğini F.bahçe'nin, bir kez daha göstereceğinden bir gram şüphemiz yok. Bugün yanınızda olmayacağız belki ama, kalplerimiz sizler ile atacak. Ve biliyoruz ki bugün galip gelen renkler sarı - kırmızı olacak! 

18 Nisan 2011 Pazartesi

Yitip Giden Umutlar, Geride Kalan Şanlı Arma

Nereden başlayalım; Diana Taurasi’nin cezasının kaldırıldığı günden mi, yoksa o gün itibariyle sahada yapılan kıyımdan mı? 

Nasıl anlatalım rakibin şaibeli bir isminin diyetini bizim tertemiz takımımızdan çıkarmalarını?

Direndi, savaştı ama kutsal ittifakı yıkamadı aslan kızlarımız. Melisa Can sakatlandı, Fowles ve Bahar daha fazla savaştı. Fowles sakatlandı 5 kısayla yine savaştı takım, ilk maçta dönülmeze geldiğinde skor 22 yaşında gencecik bir kız çıktı ve hatırlattı herkese “biz Galatasaray’ız, pes etmeyiz…”. Aslan gibi olan yüreklerini sahaya koydular ama kırıldı o kalpler. Sanılmasın rakipleri kırdı bu aslan gibi kalbi, kıramazdı da zaten. Kızların oyununa karışan, bu kızlardan “adamlık” öğrenmesi gereken kelli felli, tipine baksan adam diyeceğin “düdükler” kırdı. Yeri geldi gözlerini kapadılar Fenerbahçeli bir oyuncu fazla adım atarken, arkalarını döndüler Fenerbahçelilerin milli güreşçilere taş çıkaran hareketlerinde. Galatasaray’a yapılan her faulde üç maymunu oynayanlar, şahin gibiydi Fenerbahçe lehine faul çalma çabasındayken. Görevleri tamamlandı 17 Nisan itibariyle. Keşke rakibimizi tebrik edebileceğimiz bir seri olsaydı ama şimdi anlayamadık bizim rakibimiz kimdi, sahada yenmemiz gereken kaç Fenerbahçeli vardı, bu kurulan tezgahın başında kimler oturuyordu?

Belki sadece bir kupayla kapanıyor bu sene, teneke olarak fazla şey kazanamazdılar ama Galatasaray taraftarının kalbindeki yerini sağlamlaştırdı basketbolcu kızlar. Yine hayran bıraktılar Galatasaraylı ruhlarına, mücadelelerine. Sene boyunca haklarını fazla teslim edemesek de onlar mücadele ederek tüm camianın haklı takdirini kazanmışlardır. Umudum odur ki; önümüzdeki seneden itibaren sarı-kırmızı atan her kalp bu kızların yanında duracaktır ve rakibe benzemeden küfürsüz, şiddetsiz sadece sevdamızı haykırmak için bu takımın arkasında olacaktır salonlarda. Ve hak ettiklerini en kısa süre içinde, hep beraber söke söke Galatasaray müzesine götüreceğiz. 

2010/2011 TKBL sezonunun ardından teşekkür ederiz Galatasaray’ın Sultanları’na, parçalımıza bıraktıkları her damla ter için. Teşekkür ederiz tüm dış etkenlere, gurur duyacağımız bu mücadelenin fitilini yaktıkları için. Ama unutmasınlar hakkımız helal değildir o emek hırsızlarına. Zaten içtiğin ilaçlar uyutmaz biliriz de, sen de rahat uyuma Fenerbahçe. Kadın basketbolunun hakimi, yeniden tek başına yenemeyeceğin kadar güçlü. Güvendiğin dağlara da kar yağması yakındır. Biraz daha sabır…

17 Nisan 2011 Pazar

Son Dönemeç, Caferağa


17 Nisan 15:30 / Caferağa SS

Geldiğimiz nokta, kelimelerin kifayetsiz kalacağı nokta. 3. maç için ne dediysem, söylediklerim aynen bu maç için de geçerli.

Biliyorum oyuncularımızın işi gerçekten zor. Fakat bu sene sarı-lacivert renklerine karşın 3 kez galibiyetle ayrılmış bir takım olacak sahada. Mücadele olgumuzun tavan yapacağı maçta başarılar diliyorum Sarayın Sultanlar'ına. Onlar bugün yenilse bile, bu sene bizleri bir çok kez gururlandırdılar. Dilerim ki bugün bu gururu tekrardan yaşarız.

12. şampiyonluk için, saldırın durmadan!
Son Maç:
Olin Edirne 76 - Galatasaray 75

Sıradaki:
7 Mayıs 2011
15:00 / Abdi İpekçi SS
Galatasaray - Antalya Bşb
Son Maç:
Fenerbahçe 91 - Galatasaray 86

Sıradaki:

Son Maç:
Cadbury Kent Engelliler 49 - Galatasaray 80

Sıradaki:
15 Mayıs 2011
Ahmet Cömert SS
Galatasaray - Saran Anadolu
© 2011 Parkede Sarı Kırmızı. Kaynak belirterek ve yazıya link verilerek alıntı yapılabilir.