26 Nisan 2011 Salı

Karakter Sınavı, Başarı | 81-73


Güzel bir salon Abdi İpekçi, koltuklar kırmızı, sahaya baskı etmesi kolay, bu sene oluşan sinerji de cabası. Ama bir o kadar da sancılı bir salon Abdi İpekçi. Önemi büyük olan bu salonda gerçekleşen farklı organizasyonlar, maç tarihlerimize denk geldiğinden bizi farklı salonlara, maçlar için kötü tarihlere itiyor. Bir başka örneğini Beşiktaş maçında gördük. Fenerbahçe maçında gösterilen, asla vazgeçmeyen karakterin hakkının ödeneceği karşılaşma, her şeyden önce derbi niteliği taşıyan maç pazartesi gününde oynandı. Salona gelmeden önce, bunun seyirci sayısına büyük sekte vuracağını düşünüyordum. Nitekim düşüncem de biraz olsa da haklı çıktım ama pazartesi günü, salona 6-7 bin civarı bir seyirci gelmesi müthiş bir olay, Galatasaray basketbolu adına.

Kalabalıklığın güzelliği, maç öncesi Türkiye Basketbol Federasyonu'na tepki ile daha da arttı. Isınma hareketlerin de Federasyon aleyhine tezahüratlar ile başlayan tepkiler, maç başladıktan saniyeler sonra açılan pankart ile maksimuma ulaştı. Hakaret bulunmayan, tepkinin son derece doğru bir şekilde konduğu pankart salonda yerini alıyordu, '' Birileri hakemlere bağlamış bel.. Steps yapmadan oyna Turgay Demirel ! ''. Pankartın açılmasıyla tepkiler de aynı oranda katlanıyordu. Ancak Dünya'nın hiç bir yerinde görünmeyen bir şekilde, önce açılan pankart toplatıldı, ardından da '' Federasyon istifa! '' tezahüratına anons yapıldı, iki kere. Bunun açıklaması nedir, bilemiyorum açıkçası. Hükümdarlığı artık kanıtlanmış Turgay Demirel isminin kuklası haline gelmiş hakemler, anonsun asıl nedeni olan küfürün olmadığı bir tezahürata anons yaptırması acizlikten başka bir şey değildir.



Yaşanan olayların tribünlere verdiği ateş, sahaya direk yansıyordu. Mücadele kat sayısı en yüksek noktada başlayan Galatasaray, savunmada kaptığı toplar ile kolay sayılara gitti. Maça bu kadar yüksek tempo ile girmek, ilerleyen dakikalarda dezavantaj yaratacaktı doğal olarak. Nitekim hücumda yüksek yüzde ile başlayan takımımız, aynı çizgisini devam eden bölümde gösteremedi. Buna karşılık, sezon başından beri dış atışların oyun planında önemli bir paya sahip olduğu Beşiktaş, silahını Kemp ile kullanmaya başlayınca, fark bir anda eridi. İkinci çeyreğe de Serkan Erdoğan'ın dış atış isabeti ile iyi giren Beşiktaş, skoru 24-24'te eşitliyordu. Tribünün de, takımının da ateşinin söndüğü dakikalarda ortaya hiç beklenmedik bir isim çıktı, Caner Topaloğlu. Yaptığı savunmayı bizlere alıştıran Caner, takımda baskının üst seviyeye çıktığı anda hücumda sorumluluk alarak art arda iki üçlüğün altına imzasını attı ve takıma çok önemli bir nefes aldırdı. Bu üçlükler ile başlayan seriyi 11-0'a kadar taşıyan takımımız, farkı 13 sayıya kadar çıkarmayı başardı, 40-27.  Bu dakikanın sonrasında hücumda yakaladığı tempodan uzaklaşan Galatasaray, soyunma odasına 10 sayılık fark ile gitti, 46-36.

Üçüncü periyot, takımımızın maç boyunca en etkisiz olduğu bölüm olacaktı. Savunmada dış atışlara engel olmakta zorluk çekmemizin üstüne hücumda sadece Ermal ile hareket etmemiz, ilk önce farkı eritti, ardından da geriye düşmemizi sağladı. Bu bölümde takım aklının, oyun kontrolünün elden gitmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Playoff öncesi hiç iyi bir örnek değildi bu, dersinin çıkarılması da bir o kadar mühim olacaktır takım adına. Son periyot, oyun anlamından öte karakter savaşını da ortaya koyacaktı. 5 gün önce şampiyonluk yolunda en önemli ekibe yenilmiş, kontrolü elde ettiği karşılaşmada 10 dakikalık bölümünde kaybetmiş takımımızın oyuna göstereceği reaksiyon, Playoff öncesi bizlere en net örneği gösterecekti. Final periyotunda önce oyunu dengeleyen takımımız, skoru 62'de eşitledikten sonra gerçek gücünü sahaya yansıttı. Bu gücü sahaya yansıtırken de yine Caner Topaloğlu ismi öne çıkıyordu, bunun vurgusunu özellikle yapmak gerekir. Farkı 7'ye çıkardıktan sonra geldiği faul çizgisinden isabetler ile ayrılan takımımız, sahadan galibiyet ile ayrıldı.

Maçtan sonra klasik Radoslav Rancik üçlüsü, takımın soyunma odasına gitmek istememesi, taraftar ile bütünleşmesi, Oktay Mahmuti isminin hakkının verilmesi, bizlerin tanık olmaktan duyduğu keyfi anlatabilir. Fakat dünün en güzel ve anlamlı hareketi, maçta gösterdiği performans ile takımı galibiyete taşıyan Caner Topaloğlu ismine bağırılır iken, onun takımı göstermesiydi. İşte böyle kenetlenmiş ve düzgün bir takıma sahibiz, her oyuncusu ile.

Dün bir kez daha gurur duydum Galatasaraylılığım ile, bir kez daha şeref duydum bu renklere gönül verdiğimden dolayı. Bu duyguları bize yaşatan bütün bireylere teşekkürler, gerçek Galatasaray gücünü bizlere gösterdikleri için..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Son Maç:
Olin Edirne 76 - Galatasaray 75

Sıradaki:
7 Mayıs 2011
15:00 / Abdi İpekçi SS
Galatasaray - Antalya Bşb
Son Maç:
Fenerbahçe 91 - Galatasaray 86

Sıradaki:

Son Maç:
Cadbury Kent Engelliler 49 - Galatasaray 80

Sıradaki:
15 Mayıs 2011
Ahmet Cömert SS
Galatasaray - Saran Anadolu
© 2011 Parkede Sarı Kırmızı. Kaynak belirterek ve yazıya link verilerek alıntı yapılabilir.